13 Ağustos 2013 Salı

Bisikletle Dünya Turuna Çıkan İngiliz Gençler Zonguldak'ta

Haber: Bisikletle Dünya Turuna Çıkan İngiliz Gençler Zonguldak'ta 
İngiltere'nin başkenti Londra'dan bisikletle dünya turuna çıkan Dan Woodrow ve Leon Gower, Zonguldak'a ulaştı.

İngiltere'nin başkenti Londra'dan bisikletleriyle dünya turuna çıkan iki arkadaş, 90 günde 5 bin 269 kilometre yol katederek Zonguldak'ın Alaplı ilçesine geldi. Alaplı'da yemek molası veren ve ilçeyi gezen 24 yaşındaki Dan Woodrow ve 25 yaşındaki Leon Gower, 15 Haziran'da Londra'dan bisikletleriyle yola çıktıklarını söylediler. Amaçlarının moral ve motivasyon kazanmak ve farklı kültürleri tanıyarak dünyayı gezmek olduğunu belirten Dan Woodrow, Türkiye 'de kendilerine gösterilen ilgiden memnun olduklarını kaydetti. Türk halkının yardımsever olduğunu ve kendilerine yolculuk esnasında destek verdiklerini belirten Woodrow, "İngiltere'nin başkenti Londra'dan 15 Haziran 2013 tarihinde yola çıktık. Amacımız moral ve motivasyon kazanmak ve farklı kültürleri tanıyarak dünyayı gezmekti. Türkiye de çok sıcak ilgiyle karşılaştık. Bize gerçekten ilgi gösterdiler, yardımcı oldular. Yolumuza devam ediyoruz. Gürcistan'a kadar devam edeceğiz. Bu arada Türk yemekleri güzel, birkaç Türkçe kelime öğrendik. Türkiye'yi ve özellikle İstanbul'u çok beğendik. Bisikletle seyahat etmek oldukça zevkli. 90 günde toplam 5 bin 269 kilometre yol katettik" dedi.

Leon Gower ise Türk halkının yardımsever olduğunu belirterek, kendilerine gösterilen ilgiden memnun olduklarını ifade etti.

25 Temmuz 2013 Perşembe

Yürektir Galatasaray: Galatasaray - Olimpia Ljubljana Antreman Maçı

Yürektir Galatasaray: Galatasaray - Olimpia Ljubljana Antreman Maçı: Takımımız, Slovenya’nın Bled kentinde sürdürdüğü 2013-2014 sezonu hazırlıkları kapsamında bu akşam Olimpia Ljubljana ile 30’ar dakika üzer...

4 Şubat 2013 Pazartesi

GETOB İLE ÇANKAYA İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ MERKEZİ HİZMET PROTOKOLÜ İMZALADI..


 Resmi Gazetede yayınlanan İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında Güney Ege Otelciler Birliği GETOB ile Çankaya İş Sağlığı ve Güvenliği Merkezi hizmet protokolü imzaladı..

04 Şubat 2013 Pazartesi - 30 Haziran 2012 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamındaki yükümlülükler turizm sektörünü harekete geçirdi.

Güney Ege Otelciler Birliği (GETOB), İş Güvenliği Uzmanı istihdam edemeyen üyelerinin adli, idari ve cezai yönden sıkıntıya düşülmemesi için bu yükümlülüğü anlaşmalı olarak uygun koşullarda ve en uygun fiyatlarda hizmet alımı şeklinde yerine getirebilmeleri için yürüttüğü girişimlerini neticelendirdi. 

2 Ocak 2013 Çarşamba

Dikkat! Otellerde iş güvenliği uzmanı bulundurma dönemi başlıyor

Yönetmeliğe göre, işyerleri bundan böyle iş güvenliği uzmanı ve sağlık personeli istihdam etmek zorunda. 50 ve daha fazla çalışanı bulunan işyerlerine, işletmede görevlendirilecek sağlık görevlisi ve iş güvenliği uzmanı için, 8 metrekareden küçük olmamak şartı ile, ayrı ayrı odalar tahsis etme zorunluluğu da getirildi.

HER 1000 KİŞİ İÇİN BİR İŞ GÜVENLİĞİ UZMANI

Yönetmelikte 50 ile 1000 arasında personel istihdam eden işyerlerinin 1 tane iş güvenliği uzmanı istihdam etmesi zorunluluğu var. Bu kurala uymayan iş yerlerine 5 bin TL ceza müeyyidesi uygulanacak. Ayrıca iş güvenliği uzmanı istihdam edilmeyen her ay için işletmeye 5 bin TL para cezası uygulanacak. İş yerinde istihdam edilen personel sayısının 1000'i geçmesi durumunda ise,ikinci bir bir iş güvenliği uzmanının daha istihdam edilmesi öngörülüyor. Yönetmeliğe göre her 1000 kişi için bir iş güvenliği uzmanı çalıştırmak gerekiyor.

TUROB Başkanı Bayındır: Bir babayiğit varsa, bugün giderim

Turizmin efsane başkanlarından Bayındır, başkanlığı döneminde gerçekleşen çalışmaları anlattı ve görevi devredeceği yeni başkanın özelliklerini de sıraladı.

Son 4 dönemdir TÜROB Başkanlığı görevini yürütüyorsunuz. Başkanlığınız döneminde neler yaptınız?

"TUROB’un dernek statüsünde gerçekleştirebileceği herşeyi yapmaya çalıştık.  Eğitime önem verdik, bakanlıkla beraber meslek standartlarını hazırladık. Tanıtım çalışmalarına yoğunlaştık. Neredeyse gitmediğimiz ülke, katılmadığımız fuar kalmadı. Fuarlarda İstanbul Stadı hazırladık. Şimdi de Çin ve Hint pazarlarına açılmak için çalışmalar yürütüyoruz. Çevreye duyarlılık programları uyguladık. Bakanlıkla ortak çalışmalara imza atıyoruz. Kendi işletmeme harcadığım mesainin üç katını TUROB’a harcıyorum. O nedenle artık cumartesi-pazar da çalışmak zorunda kalıyorum."

KALİTEYİ KORUMAK İÇİN EK SÜREYE İHTİYAÇ VAR

TYD Başkanı Turgut Gür konuya ilişkin açıklamasında şu sözleri söyledi:

“Bu tahsis meselesi eski bir tartışma konusudur. 1985 yılında başlayan tahsisler artık 27’inci senesini de doldurmuş durumda. 49 yıllık anlaşmaların yüzde 50’lik bölümü geride kaldı. İkinci dönemdeyiz. Otellerin her 5 yılda bir yenilenme ihtiyaçları vardır. Her 10 yılda bir büyük bir yenilenme geçirirler. 25 yılın ardından ise artık tüm otel konseptleri, teknik altyapı, enerji tasarrufu gibi konular açısından tamamen değişmiş durumda. Eğer bir otel 30 milyon € yatırımla yapıldıysa artık bir 30 milyon € daha harcanmalıdır ki kalitesini koruyabilsin.”

Bu ürün 2013'te konaklama sektörüne damgasını vuracak

Otel çalışanlarının otellerdeki pek çok düzenlemeyi tek bir elden yapabilecekleri ve misafirlerin de konaklamaları esnasında birçok yeni seçeneğe sahip olabilecekleri bir platform olarak sunulan Hotel Tablet, misafir ilişkilerinden altyapı sorunlarının çözümüne kadar her şeyi son hızda yapabilmeyi sağlıyor. 

Kısa zaman içerisinde tüm dünyada yaygınlaşacak olan Hotel Tablet’in belli başlı özellikleri ve yenilikleri şunlar:    

27 Aralık 2012 Perşembe

Putin'den AB'ye Vize Resti

Putinden ABye Vize Resti"Rus turistler Avrupa'da yılda 80 milyar avro harcıyor" diyen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, AB'den Rusya yurttaşlarına uyguladığı vizeleri kaldırılmasını istedi.

AB üyesi ülkelerin Rusya’ya uyguladığı vizenin kaldırılması talebi yine gündemde.

Üstelik talep bu kez Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’den geldi.

Putin, 4 yıl önce yürürlüğe giren geri kabul anlaşması başta olmak üzere vize muafiyeti için gereken hazırlıkları yaptıklarını belirterek, "Rus turistler Avrupa'daki alışverişlerinde ve restoranlarda yılda 80 milyar avro harcıyor. Vize uygulaması bu rakamı kısıtlıyor" dedi.

Putin'in geçtiğimiz günlerde katıldığı AB-Rusya zirvesinden sonra düzenlenen ortak basın toplantısında gündeme getirdiği konuyla ilgili olarak, AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso da Rusya'yla vizeleri kaldırma hedefini koruduklarını, fakat bunun için hala atılması gereken adımlar olduğunu söyledi.

Barroso, Rusya'da geçen yıl yüzde 12,5'i çok girişli olmak üzere 5,3 milyona yakın Schengen vizesi verdiklerini ve vize sisteminin iyi çalıştığını savunarak, bu ülkeyle 2007 ortasında yürürlüğe giren vize kolaylığı anlaşmasının kapsamını genişletmeye hazır olduklarını kaydetti.

AB Komisyonu verilerine göre 2011’de Schengen ülkelerine vize başvurularında 5 milyon 266 binle Rusya ilk sırada geliyor.

Turkey Travel Guide Blog

Rusya'da Yılın Adamı Bir Türk Oldu

Rusyada Yılın Adamı Bir Türk OlduRusya'da yıllardır güven reytinglerinde hep Putin'den sonra gelen... Yıllarca Acil Durum Bakanlığı yapan... "Joker" özelliğiyle bir yılda üç önemli makam değiştirerek önce Moskova Bölge Valiliğine, sonra da yolsuzlukluk skandalı üzerine Savunma Bakanlığı'na atanan... Annesi Rus, babası Tuvalı olduğu için medyada “Tuva Türkü kökenli” diye hakkında haberler çıkan... Saygın, soğukkanlı, çözüm üreticisi bir devlet adamı... Rusya “Yılın Adamı” olarak Savunma Bakanı Sergey Şoygu'yu seçti...

 Tam 20 yıl boyunca bakanlık koltuğunda kalmayı başararak Rusya'da bir rekora imza atan 57 yaşındaki Şoygu, 2012 yılında sadece altı ay içinde üç üst düzey devlet görevinde bulunarak yeni bir rekorun daha sahibi oldu.

1991 yılından bu yana yürüttüğü Acil Durumlar Bakanlığı görevinden sonra, bu sene önce Moskova Bölge Valiliği'ne atanan emektar Bakan, ardından Anatoli Serdyukov'un yolsuzluk iddiaları üzerine açığa alınması sonrasında yine hükümetin "joker"i oldu ve Savunma Bakanlığı koltuğuna oturdu.

Moskova Bölgesi borç batağına girince kurtarıcı olarak Şoygu'yu görevlendiren Başkan Putin'in, yolsuzluk skandallarıyla sarsılan Savunma Bakanlığı'nda durumu kontrol altına alabileceğine güvendiği isim de yine Şoygu oldu.

Şimdi Şoygu'nun önünde, Rusya'nın ordu ve donanmasını 2020 yılına kadar yeniden yapılandırmak gibi önemli bir görev var.

Kommersant gazetesi, “Ancak Şoygu'nun bu hedefine ulaşabileceği muamma, çünkü ülkede her an ona ihtiyaç duyulacak başka bir 'acil durum' çıkabilir yorumunu yaptı.


Sergey Şoygu için Türkçe Vikipedi'da şunlar yazıyor:

"Sergey Kujugetoviç Şoygu (Rusça: Серге́й Кужуге́тович Шойгу́) (d. 21 Mayıs, 1955) olup Rusya'nın politikacılarından tek Türk kökenli bakanıdır. Acil Durumlar bakanı görevini 1994 yılından beri başarılı bir biçimde yürüttü.6 Kasım 2012'de Savunma Bakanlığına getirildi. Köken olarak kendisi Tuva Türklerindendir. Her ne kadar bağlı bulunduğu iktidardaki Birleşik Rusya Partisi sağ muhafazakar bir parti olsa da S. Şoygu'yu başarıları sebebiyle en zor bakanlığa vermişlerdir. Ayrıca o Kurtarıcılar ve İtfaiyeciler Sport Federasyonu başkanlığı yapmıştır.

Tuva Türk Cumhuriyeti Çadan şehrinde doğmuş olan Şoygu Krasnoyarsk Polytechnical Institute'den 1977 yılında inşaat mühendisi olarak mezun olmuştur. 10 yıl kadar inşaat mühendisi olarak görev yaptı, kendisini geliştirdi."

Ayrıca İngilizce Vikipedia'da, "Türkçe dahil 9 bil bildiği" vurgulanıyor. Şoygu iki kız çocuğu babası.

Yılbaşı Tatili Kaç Gün Olacak

Yılbaşı Tatili Kaç Gün OlacakYılbaşı tatili 4 güne çıkınca hem tatilciler hem de Turizm şirketlerinin yüzü güldü. Türk turist, kriz nedeniyle fiyatları geçen yılla aynı kalan Avrupa turlarına yöneldi. Atina'da yılbaşı 259, Roma'da ise 399 euroya kadar indi

Pazartesi ve Salı gününe denk gelen yılbaşı tatili haftasonuyla birleşince hem yerli turist hem de Turizm şirketlerinin yüzü güldü. Bir de fiyatlar Avrupa'daki kriz nedeniyle artmayınca Türk turist, 4 günlük yurtdışı tatil paketlerine yöneldi. Avrupa'da yılbaşı paketi turları 259 euroya kadar düştü. Geçen yıl haftasonuna denk gelen ve 2 gün olan yılbaşı tatili turizmcileri de üzmüştü. Ancak bu yıl Kurban Bayramı tatilinden yeni çıkan yerli turist, uzun tatil fırsatını kullanıp yılbaşında uygun fiyatlı yurtdışı turlarına ilgi gösterdi. Bu yıl yılbaşı turlarında en çok Paris, Roma ve Moskova ile vizesiz Balkan paketleri satılıyor. Şirketler 24 Aralık'ta başlayan Christmas dönemiyle birleşen yılbaşı tatilini değerlendirmek isteyenlere de uzun tatil turları sunuyor.

Uçakta Kadın ve Erkek Tercihleri

Uçakta Kadın ve Erkek TercihleriGeçtiğimiz Kasım ayının sonunda The Wall Street Journal’ın seyahat bölümü The Middle Seat‘te yayımlanan bir makalede, kadın ve erkek yolcuların, seyahatleri boyunca nasıl farklı tercihlerde bulundukları ele alındı.

 Makale, kadın ve erkeğin birbirlerinden ne denli değişik tercih ve eğilimleri bulunabileceğini göstermesi açısından son derece faydalı.


Havayolu şirketlerinin verileri ve havayolu personeli ve sık uçan yolcularla yapılan görüşmeler sayesinde hayli ilginç sonuçlara ulaşılmış.


İşte uçakla seyahat esnasında kadınların ve erkeklerin davranış biçimlerinden bir kaç örnek:

- Kadınlar pencere kenarını, erkekler koridoru tercih ediyor,

- Kadınlar güneşliğin kapalı, erkekler açık olmasını istiyor,

- Kadınlar bavullarını bagaja verirken, erkekler yanlarında taşıyor,

- Kadınlar oturdukları koltukta adeta büzülüp göz temasından kaçınırken, erkekler iyice yayılmayı tercih ediyor,

- Kadınlar film seyrederken, erkekler haberleri ve spor programlarını takip ediyor,

- Battaniyeler, erkeklerden ziyade kadınlar tarafından kullanılıyor,

- Salata ve mezeler daha çok yine kadınlar tarafından tercih ediliyor,

- Kadınlar, seyahat ettikleri uçağın tipi ve özellikleriyle ilgilenmezken, erkekler bu konuda meraklı olabiliyor.

Milli Piyango Yılbaşı İkramiyesi Ne Kadar

Milli Piyango Yılbaşı İkramiyesi Ne KadarMilli Piyango Yılbaşı Özel Çekilişinde ne kadar ikramiye dağıtacak? MP 2012'nin son gecesi 2013'başlarında ne kadar ikramiye dağıtacak? Milli Piyango idaresi her yıl büyük ikramiyeler dağıtarak şans oyunlarında gündemden düşmemekte, MP Yılbaşı özel çekilişindeki ikramiye dağılımı, Milli Piyango bileti alırken nelere dikkat etmeli, büyük ikramiye isabet eden talihliler neler yapmalı?

 Milli Piyango Yılbaşı Özel Çekilişinde ne kadar ikramiye dağıtacak? MP 2012'nin son gecesi 2013'başlarında ne kadar ikramiye dağıtacak? Milli Piyango idaresi her yıl büyük ikramiyeler dağıtarak şans oyunlarında gündemden düşmemekte, MP Yılbaşı özel çekilişindeki ikramiye dağılımı, Milli Piyango bileti alırken nelere dikkat etmeli, büyük ikramiye isabet eden talihliler neler yapmalı?


Milli Piyango, yılbaşında çeyrek milyar lira ikramiye dağıtacak, Milli Piyango yılbaşı çekilişi biletleri 29 Kasım’dan itibaren satışa sunuldu. 2013 yılbaşı özel çekilişi büyük ikramiyesi 45 milyon lira ile tarihin en büyük ikramiyesi olacak. Piyangonun 2010'daki büyük ikramiyesinin 35 milyon lira, 2011'de 40 milyon lira olduğunu belirten Milli Piyango İdaresi Genel Müdürü Recep Biçer, “Büyük ikramiyede her yıl ya da 2 yılda bir belirli rakamlarda artırıma gidiyoruz. Bilet fiyatlarında yapılan artırımlara göre de ikramiye rakamlarımız değişiyor. Bu yılki yılbaşı çekilişinde büyük ikramiyemiz 45 milyon liraya çıkarıldı.” diye konuştu. Biçer, yılbaşında toplam ikramiyenin 242 milyon TL olduğunu söyledi.


Milli Piyango İdaresi'nin, Merkez Bankası Banknot Matbaası'nda bastırdığı yılbaşı özel çekiliş biletleri bayilere ulaştırıldı. Özel çekilişte tam bilet 40 liradan, yarım bilet 20 liradan, çeyrek bilet ise 10 liradan satılıyor. Özel çekilişte geçen yıl 40 milyon lira olan büyük ikramiye, bu yıl 5 milyon lira artırıldı ve 45 milyon liraya çıkarıldı. Yılbaşı özel çekilişinin ikinci büyük ikramiyesi, bu yıl da 5 milyon lira olacak. Milli Piyango, yılbaşı gecesi 1 adet 2 milyon lira, 1 adet de 1 milyon lira verecek. Yılbaşı özel çekilişinde büyük ikramiyeye paralel bilet fiyatlarının arttığını kaydeden Milli Piyango İdaresi Genel Müdürü Recep Biçer, “Geçen yılbaşı özel çekilişinde 36 liradan satılan tam bilet bu yıl 40 lira oldu. Bu çerçevede yarım bilet fiyatı 20 liradan, çeyrek biletin de 10 liradan satılıyor.” şeklinde konuştu. Biçer, biletlerin yüzde 50’sinin yarım, yüzde 48’inin çeyrek ve yüzde 2’sinin tam olarak dağıtıldığını belirtti.


Milli Piyango İdaresi, yılbaşı özel çekilişinde 5 adet 500 bin lira, 10 adet 200 bin lira, 20 adet 100 bin lira, 30 adet 50 bin lira, 50 adet 10 bin lira, 100 adet 5 bin lira, 200 adet 2 bin lira ve 300 adet de bin lira verecek. Öte yandan, İdare, 400 adet 500 lira, bin adet 350 lira, 8 bin adet 250 lira, 40 bin adet 150 lira, 200 bin adet 120 lira, 800 bin adet 80 lira verecek. Bilet alanların 2 milyonu yılbaşı gecesi amorti ile yetinecek. Böylece yılbaşı özel çekilişinde 3 milyon 50 bin 182 adet ikramiye dağıtılacak. Toplam ikramiye tutarı da 242 milyon 85 bin lira olacak. Yılbaşı özel çekilişinin büyük ikramiyesinin tam bilete çıkması halinde bu, Milli Piyango tarihinin en yüksek ikramiyesi olacak. Bu arada, Milli Piyango'nun yılbaşı özel çekilişi nedeniyle 9 Aralık 2012 çekilişi de kaldırıldı.


BİLETİN FOTOKOPİSİ ÇEKİLDİĞİNDE DAĞITIYOR VE NETLİĞİNİ KAYBEDİYOR


Kâğıdın dokusunda, yuvarlık içerisinde Milli Piyango amblemli fligran olup ve gün ışığına tutulduğunda görülüyor. Kâğıdın her tarafına homojen olarak dağılmış ve sadece mor ışık (ultraviyole) altında görülebilen, uzunluğu en az 3 milimetre olan parlayan ve kesin çizgiler şeklinde mavi ve sarı renkli görünmez elyaf da bulunuyor. Kompozisyon bölümünün üst ve alt bölümünde bulunan mini 'Milli Piyango' yazısı, renkli fotokopi çekildiğinde dağılma özelliğine sahip bulunuyor. Biletin tarih ve bedelinin yazıldığı bölümdeki ince çizgiler fotokopi çekildiğinde dağılıyor ve netliğini kaybediyor.

"Bana Çıkarsa İstanbul'u Satın Alırım"

"Bana Çıkarsa İstanbulu Satın Alırım"Milli Piyango’nun yılbaşı özel çekiliş biletleri dün satışa sunuldu. ‘Talih kuşu’nun bu yılki en yüksek ikramiyesi 45 milyon lira. Günlük faizi yaklaşık 9 bin lira olan büyük ikramiyeye vatandaşlar ilk günden yoğun ilgi gösterdi. Satış gişeleri ve seyyar bayilerin önü diğer günlere oranla daha kalabalıktı. İstanbul’da yoğunluğun en fazla olduğu nokta ise Eminönü’ndeki ünlü Nimet Abla gişesiydi. Gişe görevlisi Hüseyin Baş, satışlara iyi başladıklarını anlatarak, ”Önceki yıllardan daha iyi. Her yıl bilet alan sayısı artıyor. İl dışından gelenler bile var” dedi.

Bilet alanlar da büyük ikramiyenin kendilerine çıkması halinde hayallerini gerçekleştireceklerini söyledi. Onlardan biri de Mustafa Gün’dü; “Bu parayla neler yapılmaz ki. İstanbul’u satın alırım.” Ali Biçer de, “Çok güzel para. Hayallerimi gerçekleştirmeye yeter artar bile” dedi.

23 Aralık 2012 Pazar

Kapadokya Tarihi

Kapadokya bölgesi tarih içerisinde çeşitli devlet, toplum ve önemli kişilerin adlarıyla anılan dönemler yaşamıştır. Kapadokya Bölgesi'nin tarihi M.Ö. 3000'lerde yaşamış Asur ticaret kolonileri ve Hititlere kadar gitmektedir. Kapadokya Bölgesi'ni üç ana dönemde incelemek mümkündür. Birinci dönem paleolitik, neolitik ve antik dönemlerdir. İkinci dönem Roma ve Bizans dönemleri ve son dönem Türk dönemidir.

KAPADOKYA KRONOLOJİSİ
M.Ö. 3000-1750 Asur Ticaret Kolonileri ve Hititler Dönemi
M.Ö. 1750-1400 Hitit Krallık Dönemi
M.Ö. 1400-1200 Hitit İmparatorluk Dönemi
M.Ö. 1200-1100 Ege ve Kuzey Kavimlerinin Kapadokya'ya Gelişi
M.Ö. 1100-950 Frigyalılar
M.Ö. 800 Hitit Tabal Krallığı'nm Bölgede Tekrar Canlanışı
M.Ö. 950-585 Kimmer-İskit Akınları ve Lidyalılar'ın Egemenliği
M.Ö. 585-334 Pers Egemenliği
M.Ö. 334-335 Makedonya Komutanlığı (3 Ay)
334-M.S.17 Kapadokya Krallığı Dönemi
17-395 Roma İmparatorluğu Dönemi
395 Doğu Roma (Bizans) Devleti
1072 Türk Boylarının Yerleşmeye Başlaması
1086-1175 Danişmendliler Dönemi
1175 Anadolu Selçukluları Dönemi
1243 Moğol Hakimiyeti
1318 Anadolu Selçuklu Devleti'nin Son Bulması
1318 İlhanlı Valisi Timurtaş'ın ve Eratna Bey'in Yönetimi
1340 Bağımsız Eratna Beyliği
1365 Karamanoğulları Beyliği
1381 Kadı Burhanettin Yönetimi
1398 Karamanoğulları'nın Bölgeyi Geri Alması
1398-1402 Osmanlı Egemenliği
1402 Timur'un Bölgeyi Karamanoğulları'na Geri Vermesi
1436 Sultan II. Murat'ın Nevşehir ve Kayseri'yi Karamanoğlulan'ndan geri alması
1466 Kapadokya'nın Kesin Olarak Osmanlı Topraklarına Katılması
1867 Nevşehir Livasının Kazaya Dönüştürülerek Niğde'ye Bağlanması
1902 Nevşehir'in Ankara Sancağına Bağlanması
1954 Nevşehir'in İl Olması



Kapadokya'da paleolitik döneme ilişkin izlere pek az rastlanmakla birlikte, bugüne kadar elde edilen veriler bu izlerin erken paleolitik dönemden çok, son paleolitik döneme ait olduğunu göstermektedir. Paleolitik dönemden sonra volkan patlamalarının uzun süre insan yerleşimine müsaade etmediği sanılmaktadır. Bu dönem Neolitik döneme kadar devam eder. Bölgede yapılan arkeolojik çalışmalarda neolitik dönemden başlayan bir çok yerleşme tesbit edilmiştir. Örneğin Ürgüp yakınlarında (Avla Tepesi) neolitik döneme ait taş aletler bulunmuştur. Acemhöyük kazılarında M.Ö. 6.- 7. yüzyıla ait izlere, Hitit ve Bronz çağa ait eserlere rastlanmıştır. Kapadokya'da ilk yerleşim izleri oldukça eski tarihlere uzanır. İnsanlığın avcılık ve toplayıcılıkla geçindiği döneme ait izlere rastlanmamasında volkanik patlamaların yanısıra, Kapadokya'nın yaşayan doğasının sonucu, mekanların bir sonra gelenler tarafından genişletilip tekrar yerleşime sahne olmasıyla izlerin silinmesinden kaynaklanmaktadır. Sulucakaracahöyük, Topaklı Höyük gibi alanlarda yapılan arkeolojik çalışmalar Hititler'den Bizans dönemine kadar geçen süre içinde bölgede çeşitli kültürlerin (Hitit, Frig, Roma, Geç Roma) yaşadığını göstermektedir. Bu döneme ait izler ancak topluluklar tarafından kullanılan eşyalarda görülebilir.

Neolitik şehri Çatalhöyük'te Kapadokya'nın tarihi başlar. M.Ö. 5000-4000 arasında Kapadokya'da küçük krallıklar yaşamıştır. Kapadokya'nın bilinen ilk halkları, Luviler ve Hititler'dir. Bölgede M.Ö. 2500 sonlarında Asurlular ticaret kolonileri kurmuşlardır. Anadolu'nun gerçek yazılı tarihini anlatan en eski belgeler Asur ticaret kolonilerinden kalmış olan Kapadokya tabletleridir. Kapadokya'nın "güzel at yetiştirilen ülke- güzel atlar ülkesi" anlamına gelen adı da Asurlular'ın mirasıdır. Asurlular'ın Katpatuta adını verdiği bölge Persler döneminde Kapadokya adını almıştır.

Erken Bronz Çağı sonlarında (M.Ö. 3200-1650) bölgenin -özellikle Avanos ve Kültepe'nin- önemli bir ticaret merkezi olduğunu Asur'lu tüccarlardan kalan pişmiş topraktan yapılmış ticaret mektuplarından öğrenmekteyiz. Asurlu tüccarların mektuplarında Kızılırmak yayı içinde kalan bu bölgeden Hitit ülkesi olarak söz edilmektedir. Asur ticaret kolonilerinin dönemi, M.Ö. 1850-1800 yılları arasında sona ermiştir.

Hititler'in Kafkaslar üzerinden Anadolu'ya geldikleri tezi genel kabul gören bir tezdir. Kapadokya, Hitit İmparatorluğu'nun yükselme çağında (1750'lerde) Kral Şubbiluliyuma tarafından fethedilerek, Hititler'in "Aşağı Memleket" sınırlarına dahil olmuş, yaklaşık 500 yıl Hititler'in elinde kalmıştır.

Yerleşik hayata geçişle birlikte, yerleşim birimleri arasında temel ihtiyaçların karşılanması için ticaret ve benzeri ilişkiler doğmuş, temel ihtiyaç maddelerini üreten birimler önemli merkezler haline gelmişlerdir. Asurlular, Anadolu'nun çeşitli yerlerinde Karum adı verilen ticaret merkezleri kurmuşlardır. Bunların en önemlisi Kapadokya sınırlarında yer alan Kültepe Karumudur. Kültepe civarındaki Mazaka şehri (Kayseri) ticaret bakımından Kaneş'in yerine geçmiştir.

Mezopotamyalı Asurlarla Hititler arasında ticari ilişkiler gelişmiş olmakla birlikte, Asurlular'ın dil üzerinde bir etkisi yoktur. Bu bize, Asurlularla Hititler'in birbirine karışmadığını gösterir.

Selçuk'un Tarihi

Karayolu, demiryolu ve hatta havayolu ile ulaşılabilen bir ilçedir, ülkemizin tarih, kültür ve turizm başkentlerindendir Selçuk. En çok turisti de çevre limanlara yanaşan gemilerden yani denizden alır.
Efes antik kenti başta olmak üzere sahip olduğu kültür varlıkları ile Dünya çapında seçkin bir yere sahiptir.
Son yıllarda yapılan arkeolojik araştırmalardan anladığımız kadarıyla Selçuk’ta ilk yerleşmeler günümüzden 8000 yıl öncesine kadar gitmektedir. Batı Anadolu prehistoryasını ilçemizde Çukuriçi ve Arvalya höyükleri temsil

Bunlardan Çukuriçi Höyük’te tekrar başlatılan kazılar bize bu yerleşimin şimdilik Erken Kalkolitik Döneme kadar indiğini göstermektedir.
Günümüze doğru yaklaştıkça ilçemizdeki yerleşimin devamını şehir merkezindeki Ayasuluk Tepesi’nde görüyoruz. İÖ. 2.bin yılda Son Tunç Çağına ait bir yerleşim burada karşımıza çıkıyor. Bu dönemde ilk kez bir isim de karşımıza çıkıyor, Apasa! Ayasuluk Tepesi’nde kurulu olan Apasa, Luvi Krallığı’nın başkenti idi. Luvi Krallığı MÖ. 16. ile 13. yüzyıllarda Anadolu’nun büyük kısmına hakimdi. Yine bu dönemde ilk kez bir kral adı karşımıza çıkmaktadır. Büyük Kral Tarhuntadaru! Tarhuntadaru döneminde Luvi Krallığı en geniş sınırlarına ulaşmıştı. Orta Anadolu’da Hitit İmparatorluğu’nun güçlenmesi ile Büyük Hitit Kralı  II. Murşili İÖ. 1315’te batıya düzenlediği seferi ile Arzawa’yı yenmiş onu ve kendisine bağlı bir uydu devlet haline getirmiştir.
   

İ.Ö. 11. yüzyılda yani Demir Çağı’nda Anadolu’ya kuzeyden göçler başlıyor. Attika Kralı Kodros’un oğlu Efes’in efsanevi kurucusu Prens Androklos ta bu dönemde Efes’e gelerek kenti yerli halk olan Karia, Leleg ve Lydler’den alıyor. Bu dönemde şehir merkezi hala Ayasuluk Tepesi’nde yer almaktadır.
Ayasuluk Tepesi’nin batı yamacında yer alan Efes Artemis Tapınağı ve çevresinde en eski buluntular Geç Tunç Çağı’na aittir; en geç Demir Çağı‘nın başından (M.Ö. 11. yüzyılın sonu) itibaren bölge Artemis’in öncülü olan bu inanca hizmet etmektedir.
İ.Ö. 8. yüzyılda bölgede tekrar bir canlanma ve önemli bir nüfus artışı görülmektedir.  Bu dönemde küçük köy şeklinde yerleşmelerin bir örneği Efes’te bu günkü Ticaret Agorası’nın altında tespit edilmiş ve kazısı yapılmıştır. Panayır Dağı kuzeyinde de Koresos olarak adlandırılan bir bölgede çağdaş yerleşmelere ait bazı buluntular ortaya çıkarılmıştır.
   

Ayasuluk Tepesi’nin batı yamaçlarında daha sonra dünya’nın yedi harikasından birine dönüşen Artemis Tapınağı’nın civarında da ilk buluntular M.Ö. 8. yüzyıla tarihlenmektedir. Bu dönemde halk tepenin yamaçlarında ve tapınak civarında yaşıyor olmalıydı.
Tarihçi Herodot Lydia Kralı Kroisos’un İ.Ö. 560’ta tahta geçtikten sonra Ephesos’u fethettiğini ve burada dağınık şekilde yaşayan halkı toparlayarak Artemision çevresinde yaşamaya zorladığını bildiriyor. Kroisos’un bu dönemde yapılan Artemis Tapınağı için bağışladığı sütunlar ve yapının mimari özellikleri arkeolojide ve mimaride bir köşe taşı olarak özel bir yer tutmaktadır.
   

Lydia egemenliği kısa sürmüş İ.Ö. 546’da Ephesos, Persler tarafından Akamenid Kralı Kyros’un kontrolü altına girmiştir. İ.Ö. 334’e yani Büyük İskender Dönemi’ne kadar Ephesos’ta Pers egemenliği devam etmiştir.
   

Büyük İskender sonrası bölgenin kontrolünü ele alan Lysimakhos kentin tarihini ve gelişimini kökten etkileyecek bir adım atar. Kenti Bülbül ve Panayır Dağı arasındaki bugünkü yerine taşımaya karar verir. Daha da önemlisi kentin adını değiştirir ve karısının adını verir: Arsinoeia! Yer değişikliğinin en önemli nedeni Kaystros (Küçük Menderes) Nehri ve Marnas (Derbent) Deresinin getirdiği alüvyonlar ve seller ovayı ve Arkaik kent çevresini bataklık hale getirmesidir. Kentin limanı çalışmamaktadır. Yeni kent Bülbül Dağı ile Panayır Dağı arasına Miletos’lu Mimar Hipodamos’un cadde ve sokakların birbirini dik kestiği ızgara planı uygulanarak kurulur. Çepeçevre surlarla çevrilir. Kentin ana yapıları olarak; Tiyatro, Devlet Agorası, Ticaret Agorası, Meclis Binası ve Stadyum’u inşa ettirir. Böylelikle halkı Artemis Tapınağı çevresinden yeni kente taşınmaya ikna etmeyi amaçlamaktadır. Ayrıca Helenistik dönem olarak adlandırılan bu döneme kadar küçük kentlerden oluşan devlet modeli, yerini büyük alanlara dağılmış devletlere bırakmıştı. Tabii ki Arsinoeia ismi Lysimakhos’tan fazla yaşamadı.
   

Ephesos yeni yerinde hızla gelişir. Yerel tacirler liman yoluyla kenti tam bir ticaret merkezine dönüştürürler. Ephesos Ticaret Agorası Anadolu’dan kervanlarla gelen mallarla gemilerle limana gelen malların el değiştirdiği bir merkezdir artık. Halk ve şehir zenginleşir. Kent resmi binalar, anıtlar ve çok zengin dekorasyonlu evlerle donatılır. Özellikle İ.S. 2. yüzyılda İmparator Traian ve Hadrian dönemlerinde kent en ihtişamlı görünümüne kavuşmuştur. Bu dönemde kent Roma İmparatorluğu’nun Asia Eyaletinin Başkenti ve Limanı da Romalı memurların Anadolu’ya resmi giriş kapısı olmuştur.
İmparator Diokletian’ın (M.S. 284–305) Roma İmparatorluğu’nu yeniden düzenlemesinden sonra bile Ephesos kenti, eyalet valisinin (Proconsul Asiae) makamı, aynı zamanda da politik bir merkez olarak kalmıştır. M.S. 4. yüzyılın ortalarında pek çok deprem felaketi ekonomik bir çöküşe neden olmuş, şehrin kendine gelmesi zaman almıştır. İmparatorluk bağışlarıyla ve vergi muafiyeti ile en sonunda zararlar giderilerek kentin bir zamanlar sahip olduğu ekonomik refah yeniden sağlanmıştır ki bu durum restorasyon geçiren ve yeni inşa edilen pekçok yapıyla da kendini göstermektedir: I. Theodosius’un dini fermanları sonrasında (özellikle M.S. 391’de Hristiyanlığın devletin resmi dini olarak kabul edilmesi) ihtişamlı kiliselerin inşa edilmesi şehrin manzarasında büyük ölçüde değişikliğe yol açmıştır. M.S. 431 yılında III. Konsil’in toplandığı ve Hıristiyanlık dünyasının geleceği için çok önemli olan – Meryem’in “Theotokos”, “Tanrı’nın Annesi” olarak kutsanması gibi kararların - alındığı Roma Stoa yapısı, daha sonra içinde yapılan değişikliklerle Hz. Meryem’in adının verildiği ilk kilise olarak varlığını sürdürmüştür. M.S. en geç 6. yüzyıldan itibaren 2,5 km. mesafedeki Hagios Theologos Tepesi’nde (Ayasoluk/günümüzde Selçuk) Bizans döneminin dikkate değer hac merkezlerinden biri sayılan Aziz Yuhanna (St. Jean) Bazilikası’nın civarında etrafı surlarla çevrili bir yerleşim gelişmiştir. İmparatorluğun durumunun gitgide daha güvensiz bir hal almasıyla birlikte limanın içinin alüvyonla dolması ve etrafının bataklık araziye dönüşmesine rağmen M.S. 7. yüzyıldan beri başpiskoposluk makamının da taşındığı bu yeni kent hızlı bir büyüme yaşamıştır. Ephesos kentinden geriye kalanları çevreleyen Bizans dönemi şehir surlarının M.S. 6-7. yüzyılda inşası gibi kentin, yeni yönetim birimi olan (Thema) Thrakesion’un makam yeri mertebesine yükseltilmesi bu metropolün eski üstünlüğünü büsbütün yitirmediğini göstermektedir. Şehirde bir lejyonun (birlik) yerleştirilmiş olması, Arap dünyasının giderek artan yayılmacı çabaları göz önünde tutulduğunda bir zorunluluk haline gelmiştir: Böylelikle Ephesos yaklaşık 654-55’te Suriye Valisi Muaviye ve 715-16’da da Arap Amirali Maslama tarafından, başarısız olan İstanbul kuşatması seferinin dönüşünde yağmalanmıştır.